<< Önceki Haber Sonraki Haber >>

'Ben İlkay çatı katından bildiriyorum'

'Ben İlkay çatı katından bildiriyorum'
Adı İlkay Görgün ama onu herkes 'Çatı Katı İlkay' olarak tanıyor.



28.01.2012 10:36:15




Üç sene önce açtığı bloğunda tesettür giyime dair önerilerini paylaşan Görgün, bu aralar gününün büyük bir kısmını, "Ben de örtünmek istiyorum. Ama nasıl yapacağımı bilemiyorum." şeklinde gelen e-postalara cevap vermekle geçiriyor.

Onun adı İlkay Görgün (31). Ama herkes 'Çatı Katı İlkay' olarak tanıyor. Bir çatı izolasyon firmasının sahibi arayıp, "Blogunuza benim de linkimi ekler misiniz, sizi ziyaret edenler bana da ulaşsın." teklifinde bulunacak kadar meşhur. Ahşap lambirlerle döşeli, aşağı yukarı 80-90 metrekarelik küçük bir çatı katından hayata ve hayatına dair küçük notlar paylaşıyor bloğunda. (babyh23.blogspot.com) Yeni doğan kızı Ayşe Rana, oğlu Emin, eşi Yasin Görgün'den arta kalan zamanlarını çatı katından bildirmeye adamış neşeli, sevimli, heyecanlı bir blogger.

'Çatı Katı İlkay'ın, ilk başta tesettür giyime dair kombinasyonları dikkat çekmiş. 24 yaşında gencecik bir kızken örtünmeye karar vermesiyle başlıyor hikâyesi. Dolabında eskiye dair ne var ne yoksa kaldırınca, 'Şimdi ne giyineceğim, başımı nasıl örteceğim' sorularıyla baş başa kalmış, başlamış aynanın karşısında denemeler yapmaya. Blogundaki 'Çatı katının eşarp dolabı' ve 'Aşama aşama fotoğraflanmış eşarp bağlama modelleri' en çok tıklanan yazıları. Çatı katı sakinlerinin ısrarları sonucunda yazmaya karar verdiği örtünme hikâyesi de ilgi uyandırmış.

Kendisinin ifadesiyle zamanında ailesine çok çektiren, söz dinlemeyen, hiçbir hafta sonunu evde geçirmeyen, kafasının dikine giden, mosmor makyajlar yapan, saçına mor balyajlar attıran, 12 cm'lik takoz gibi botlar giyen, birkaç intihar denemesinde bulunan, 19 yaşında evini terk eden bir gençken birdenbire tam tersi bir hayata adım atmaya karar vermiş. O dönemi şöyle anlatıyor: "Görüntüsüyle para kazanan biriydim. Ajansta çalışıyoruz, sürekli şehir dışındayım. Deniz, kum, güneş her şey bedava. Tekne gezintileri, eğleniyorsun diye üstüne para veriyorlar. Oh hayat bana güzel. Ama öyle değil işte. Dibine kadar özgürüm ama değilim. Bir şey var. Bir eksiklik duygusu. Çevremdeki pek çok kişinin özendiği yerdeyim ama olmam gereken yerde değilim sanki."

"Bana nasıl öyle der!"

Çatı Katı İlkay'ın günleri bu duygular içinde geçerken bir gün otobüse biner. İş görüşmesine gitmektedir ve şık bir şekilde hazırlanır. Arkasındaki koltukta üç kız vardır. Üçü de örtülü. Daha otobüse binerken dikkatini çekerler Görgün'ün. Üç arkadaş birbirlerini dürtükleyerek ona bakarlar ve aralarında konuşurlar. Görgün, kendisiyle ilgili "Ne kadar güzel değil mi?" dediklerini duyar. Ona özenirler. Görgün'ün o anda içinden geçenler manidar: "Aslında ben onlara özendiğimi fark ettim. Otobüsten inerken arkamı dönüp 'Siz daha güzelsiniz aslında!' dedim. O gün bir garip oldum. Aklımdan bir şeyler geçiyor. 'Yok canım' dedim gülerek sonra da unuttum gitti." diyor.

İş hayatındadır ama düzenli olarak her gün sokakta bir vukuat yaşar çatı katının sahibesi. Laf atanlar, işyerinde rahatsız edenler, otobüste, minibüste kendini kamufle etme çabaları vs. Çok adam döver yollarda. Bir gün Bayrampaşa'daki işyerinden çıkarken duyduğu laftan sonra kendini kaybeder. Elindeki mutfak robotu, kutusuyla birlikte karşısındaki adama vurmaktan paramparça olur. Atılan laf o kadar ağrına gitmiştir ki, "Bana nasıl öyle der!" diyerek inletir etrafı. Büyük hengame kopar, herkes sokağa dökülür. Bu tarz olaylar çoğalınca İlkay Hanım'ın içindeki "acaba"lar da çoğalır ve bir süre sonra örtünmeye karar verir. Görgün, artık günün büyük bir bölümünü kendisi gibi örtünmek isteyip de ne yapacağını bilemeyenlerden gelen e-postalara cevap vermekle geçiriyor.

Zaman


Bu Kategorideki Diğer Haberler



Yorum yapmak için buradan üye olabilirsiniz.


Yorumlar
Bu haberin diğer yorumcuları